Wifi şifreni saklıyorsun ama hayatını herkese açık bırakıyorsun
Yazarımız Gülşah YILMAZ yazdı,
"Wifi şifreni saklıyorsun ama hayatını herkese açık bırakıyorsun"
Bu bir alışkanlık değil, bu bir çelişki.
Evini kilitliyorsun.
Telefonunu şifreliyorsun.
Ama nerede olduğunu, ne yaptığını, kiminle yaşadığını herkes biliyor.
Çünkü paylaşmak normalleştirildi.
Paylaşmamak sorgulanıyor.
Paylaştığın her kare ile aslında kalkanından bir parça veriyorsun.
Bu mecaz değil.
İnsan beyni sürekli izlenmek için tasarlanmadı.
Sürekli tepki almak, sürekli karşılaştırılmak, sürekli değerlendirilmek sinir sistemini alarm hâline sokar.
Sonra beden konuşur.
Aniden gelen yorgunluk.
Geçmeyen baş ağrısı.
Dikkat dağınıklığı.
Uyuyamama.
Bunlar psikolojik değil.
Psikolojik olan, düşünceyle başlar ve düşünceyle biter.
Bu ise bırakmıyor.
Çünkü mesele duygu değil, maruziyet.
Işık.
Ses.
Titreşim.
Ekran.
Beden bunları tehdit olarak algılar.
Ve savunmaya geçer.
Yorgunlukla.
Ağrıyla.
Tükenmişlikle.
Bu bir biyolojik yüklenmedir.
Adını ne koyarsan koy.
Asıl mesele şu:
Neden her şeyi paylaşmak zorundayız?
Neden özel olan, gizli kaldığında eksik sayılıyor?
Neden görünmez olmak zayıflık gibi gösteriliyor?
Oysa bugün en güçlü hareket şudur:
Bir adım geri.
Her an ulaşılabilir olmamak.
Her şeyi anlatmamak.
Kendi hayatını kendine saklamak.
Bu teknoloji düşmanlığı değil.
Bu sınır meselesi.
Bu kendini koruma meselesi.
Çünkü hayat wifi gibi değil.
Şifresini herkese verdiğinde hızlanmaz.
Kontrolünü kaybedersin.
Ve yavaş yavaş tükenirsin.
Derdiniz internete bağlanmak değil sevdiklerinize kucak dolu sevgi ile bağlanmak olsun:)
Sevgi ile kalın …
Gülşah YILMAZ
Sarıyer Haberleri
